Trump’ın 21 Maddelik Gazze Planı: Teslimiyet mi, Barış mı?

Trump’ın açıkladığı 21 maddelik Gazze planı, kâğıt üzerinde barış vaat ediyor gibi görünse de, gerçekte Filistin halkını teslimiyete zorlayan bir projeden ibarettir. Planın ana hatları  tünellerin imhası, Hamas’ın silah bırakması, Gazze’nin Arap finansmanı ile yeniden inşası, geçici başkan olarak Tony Blair’in atanması  dikkatle incelendiğinde İsrail’in uzun vadeli hedefleriyle birebir örtüştüğü görülüyor.

Netanyahu’nun bu plana sıcak bakması boşuna değil. Çünkü İsrail, yıllardır uğraştığı “Hamas’ı etkisiz hale getirme” stratejisini, bu plan sayesinde uluslararası meşruiyet kisvesi altında uygulama şansı yakalıyor. Yani mesele barış değil, direnişi bitirme meselesidir.

Hamas’ın bu planı kabul etmemesi gayet anlaşılır bir durumdur. Çünkü Hamas sadece bir silahlı örgüt değil; işgale karşı Filistin halkının direniş iradesini temsil ediyor. Tünellerin imhası ve silahların bırakılması demek, Filistin’in en temel savunma refleksinin ortadan kaldırılması demektir. Bugün Hamas silah bırakırsa, yarın İsrail aynı kolaylıkla Gazze’yi işgal eder. Tarih bize defalarca İsrail’in verdiği sözleri tutmadığını, her barış girişimini kendi çıkarı doğrultusunda manipüle ettiğini göstermedi mi?

Trump’ın “ekonomik refah” adı altında sunduğu vaatler de bir başka tuzak. “Direnişten vazgeç, şehrini terk et, biz sana finans sağlayalım” mantığı, Filistin halkına yapılabilecek en büyük hakarettir. Çünkü Filistin’in meselesi sadece barınma ya da ekonomik sıkıntılar değil, özgürlük ve onur meselesidir. İsrail’in tankları altında ezilen, göçe zorlanan bir halkın öncelikli ihtiyacı para değil, bağımsızlıktır.

Bu nedenle gerçek barışın yolu Hamas’ı dışlamak değil, tam aksine Filistin’in iradesini temsil eden bütün unsurları muhatap almaktan geçer. Uluslararası güçler, Gazze’nin geleceğini belirlemek istiyorsa önce şu gerçeği kabul etmeli: Silahsız bir Gazze, İsrail için bir zafer, Filistin içinse yeni bir felaketten başka bir şey değildir.

Bugün “barış planı” adı altında dayatılan şartlar, aslında Filistin halkını iradesiz bırakma ve İsrail’in güvenliğini mutlaklaştırma planıdır. Eğer dünya bu oyuna gelirse, yakın gelecekte yeni bir intifadanın tohumları şimdiden atılmış olacaktır.

Bu 21 maddelik plan ne barış getirir, ne huzur. Tek yaptığı, İsrail’e zaman kazandırmak ve direnişi tasfiye etmeye çalışmaktır. Ama şunu unutmamak lazım: Direniş halkların kalbinde yaşar; silahlar alınsa bile, işgale karşı irade asla teslim olmaz.

Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir